adnan işgör

 

MEMENİN İYİ HUYLU HASTALIKLARI

 

Konu içindeki Lacivert renkli ve altı çizili kelimeler tıklandığında o konu ile ilgili bilgilere ulaşılacaktır.

MEME AĞRISI FİBROKİSTİK MEME MEMENİN KİSTLERİ
MEME İLTİHABI
FİBROADENOM

 

MEME AĞRISI

Mastalji ya da mastodini adı da verilen bu durumda kadınlar bir ya da her iki memesinde adetle ilişkili olan ya da olmayan sürekli ya da aralıklı ağrılardan yakınabilir. Ağrının bazen kola yayıldığı yada sırtına doğru yayıldığı da belirtilir. Kadınların önemli bir bölümü meme kliniklerine bu nedenle gelmektedir ve en önemli korkuları kanser olup olmadıklarıdır.
Meme Ağrısının Nedenleri
Meme ağrısı hormonal olabileceği gibi memenin yapısına, meme iltihabına, kas-iskelet sistemi sorunlarına ve bazı ilaçlara bağlı ortaya çıkabilir. Dolayısıyla meme ağrılarının %90 dan fazlası iyi huyludur ve ağrının meme kanseri ile ilişkisi çoğu kez  yoktur. Ancak meme kanseri olan bir hastada eş zamanlı meme ağrısı da olabilir. Dolayısıyla memede ağrı olup olmaması kanser olup olmadığı konusunda ön görüde bulunamaz. Bu bağlamda meme ağrısı döngüsel olan ve döngüsel olmayan  meme ağrısı diye iki grupta incelenebilir.
Döngüsel meme ağrısı: Doğurganlık çağında olan kadınlarda genellikle adet görmeye başlamadan 2 hafta öncesinden meme ağrısı başlayabilir ve adete kadar artarak devam ettikten sonra adet görülmeye başladıktan sonra azalarak çoğu bireyde kaybolur. Bu durum bir çok bireyde her adet döneminde oluşabildiğinden döngüsel meme ağrısı adını alır. Bu nedenle kadın hormonlarının yarattığı bir etki olarak kabul edilir. Kafein, iyot eksikliği ve yağlı diyetin bu ağrıları arttırabileceği öne sürülmüşse de kanıtlanamamıştır.
Döngüsel olmayan meme ağrısı: Sıklıkla menapoz sonrasında ortaya çıkar.
Bu ağrıların önemli bir bölümünden memenin yapısı sorumludur. Meme travması, fibrokistik meme, meme kistleri, daha önce geçirilmiş meme ameliyatı ya da memede oluşam ve mikrobik olmayan iltihaplardır (inflamasyon). 
Bu gruptaki kadınlarda ağrıların diğer önemli bir nedeni en sık neden göğüs duvarı ve omuzdaki kas-iskelet sistemine ait olanlarıdır. Ağrı çoğu zaman keskin ve iyi tanımlanabilir yerdedir. Ayrıca kalp rahatsızlıklarına bağlı oluşan ağrı da memeye yansıyabilir.  
Bazı depresyon ilaçları, bazı kalp ilaçları ve bazı idrar söktürücüler meme ağrısına yol açabilir. Bazı durumlarda doğum kontrol hapları veya diğer östrojen-progesteron içeren ilaçların da meme ağrısına neden olabileceği bilinmektedir.
Meme büyüklüğü bir diğer faktör olabilir. Özellikle büyük meme boyun, omuz ve sırt ağrısına neden olarak meme ağrısına yol açabilir.
Bütün bu nedenlerin dışında hastaların önemli bir kesiminde ağrının gerçek nedeni belirlenemeyebilir
Meme ağrısı olanlar doktora ne zaman gitmelidir?
Bunun için belli bir kriter ya da zaman belirtmek mümkün değildir. Döngüsel meme ağrısı olan genç hastalarda ağrını çok rahatsız etmesi nedeniyle, diğer durumlarda ise ağrının nedenini bulmak açısından meme cerrahına başvurulmasında yarar vardır. Hekim muayene sonucunda hastanın özelliklerine uygun olan mamografi ve/veya ultrason gibi görüntüleme yöntemlerine de başvurarak memede şüpheli bir oluşumun olup olmadığını belirlemeye çalışır ve sonuca göre hastaya nasıl yaklaşacağını belirler.
Meme AğrısınınTedavisi
Herhangi bir meme hastalığına bağlı olmayan ağrılarda özellikle uygun sütyen giyilmesi, hastadan hastaya değişmekle beraber ılık ya da soğuk kompres uygulanması yararlı olur. Ayrıca ağrının çok rahatsız ettiği durumlarda hekimin önereceği ağrı kesiciler kullanılabilir.
Ağrı nedeninin belirlendiği durumlarda ise nedene yönelik tedavi ön plana çıkar. Bunlar kas-iskelet sistemine bağlı hastalıkların tedavisi, hormon ya da ilaca bağlı ağrılarda bu ilaçların yeniden düzenlenmesi, meme kistine bağlı ağrılarda kistin boşaltılması gibi seçeneklere başvurulabilir. Bunlar dışında direkt meme ağrısına yönelik özelleşmiş ilaçlar da vardır, ancak hekim kontrolünde kullanılabilecek bu ilaçların yan etkileri fazla olduğundan burada değinilmeyecektir.
Ayrıca kafein, yağlı diyet kısıtlaması, iyort eksikliğinin giderilmesi, E vitamini gibi bazı destekleyici tedavilerin yararlı olduğu belirtilmişse de bunlarla ilgili kanıtlar yoktur.

MEMENİN FİBROKİST  hastalığı nedir?

Meme hastalıkları tarihçesinde çok farklı isimlerle adlandırılan bu durum; bir ya da her iki memede bir  yada bir kaç bölgede doku belirginleşmesi şeklinde ele gelen  ve çoğu kez meme ağrısına yol açan sertlikleri ifade eder. Kadınların % 50’sinden fazlasında yaşamları boyunca bu durumla karşılaştığı belirlenmiştir. Günümüzde fibrokistik hastalık yerine fibrokistik meme olarak adlandırılan bu durum gerçek bir meme hastalığı değildir.
Çoğu kez memenin üst dış kesiminde belirgin olarak ortaya çıkan bu durumda o bölgede ya da memenin tamamında ağrı ve/veya duyarlılık şeklinde algılanan yakınmalara neden olur. Bu yakınmalar özellikle adet peryodu başlamadan önceki dönemde belirginleşir. Dolayısıyla 20-50 yaşları arasında daha sık görülen fibrokistik meme, menapozdan sonra hormon tedavisi almayan kadınlarda enderdir. Bazen de kanlı olmayan meme başı akıntısına yol açabilir.
Nedenleri
Kesinlikle bilinmemekle beraber özellikle kadın hormonu olan östrojenin etkilerinin önemli rol oynadığı kabul edilir. Bunun en önemli destekliyici kanıtı menapozdan sonra yakınmaların azalması veya kaybolabilmesidir.
Fibrokistik memede kanser riski var mıdır?
Bilindiği kadarıyla fibrokistik memede kanser riski artmamıştır. Dolayısıyla tehlikeli bir durum değildir, ancak hastayı rahatsız edebilen ve endişelendiren bir durumdur. Gerek fiziki inceleme gerekse görüntüleme yöntemlerinde fibrokistik alana eşlik eden şüpheli bir durum yoksa biyopsi yapılması çoğu zaman önerilmez. Ancak yukarıda sayılan nedenlerle biyopsi yapılmış bir memede fibrokistik değişikliklere ek olarak meme lobul ya da meme kanalı hücrelerinde anormal görünüm (atipi) saptanmışsa araştırılması gerekir. 
Bu hastalar ne zaman doktora görünmelidir?
- Aslında fibrokistik meme değişiklikleri normal olmakla beraber memede yeni, elle hissedilebilir bir sertlik alanı ve kalınlaşma hissedildiğinde ve adet dönemi bittikten sonra da yakınmaların değişmemesi durumunda
- Daha önceden fibrokistik meme olduğu bilinen hastalarda o bölgedeki sertliğin büyümesi ve kıvamının değişmesi durumunda
Tanı
Fizik incelemede memenin bir bölümünde sertlik şeklinde ancak tam sınır vermeyen bir oluşum saptanır. Bazı hastalarda mamaografi, özellikle genç hastalarda ultrason yapılır. Ultrason ile incelemede o bölgede büyümüş meme lobullerinde nedbe dokusu görünümünde olan alanların (fibrozis) artmasına bağlı  yoğunluğun arttığı, aralarda çok küçük kistlerin varlığı, bölgede yaşlı hastalar dışında kalanlarda yağ dokusu içeriğinin azaldığı dikkati çeker.
Biyopsi yapılmalı mı?
Tanımlanan fibrokistik memeye görüntüleme yöntemlerinde saptanan şüpheli bulgular eşlik ediyorsa, hastada meme kanseri risk faktörü varsa kalın iğne yada cerrahi yöntemle biyopsi yapılmasına karar verilebilir.
Tedavi
Kesin bir tedavisi olmadığı gibi çoğu kez de tedaviye gereksinim de göstermez ve hastaların büyük bir kesiminde menapoza girilmesi ile beraber yakınmalar düzelir.
Bazı durumlarda hastadan hastaya değişmekle beraber ılık ya da soğuk kompres uygulanması yararlı olur. Ayrıca çok sıkmayan ancak memeyi tam olarak tutan (meme büyüklüğüne uygun) sütyen takılması yakınmaları azaltabilir. Ağrı yakınması fazla olan hastalarda doktorun önerisiyle ağrı kesiciler kullanılabilir.
Fibrokistik memeye büyük kistler de eşlik ediyorsa ince bir iğne ile bu kistlerin boşaltılması ağrıyı azaltabilir. Bu işlemle kisti tekrar büyüyen ve ağrısı tekrar eden hastalarda cerrahi yolla kist çıkarılabilir
Bazı hastalarda ise doğum kontrol haplarının kullanılmasının yararlar sağladığı da öne sürülmektedir. Ancak bu yaklaşım için meme cerrahınıza ve kadın-doğum uzmanınıza danışmanız önemlidir.
Diyet yapmanın, özellikle kafeinli içeceklerin ve yağlı yiyeceklerin azaltılması önerilmişse de bu yaklaşımın yararları tam olarak belirlenememiştir.

MEMENİN KİSTLERİ

Memenin kistik hastalığı adı da verilen bu durum, meme kanal ya da kanalcıklarının çeşitli nedenlere bağlı olarak tıkanması ve sonuçta genişlemesi ve içinde sıvı birikmesi sonucu ortaya çıkar.
30-50 yaş arasındaki kadınların yaklaşık % 30-35’inde görülebilmekte ve menapozdan sonra gerileyebilmektedir.
Tanı
Hastalar çoğu kez ellerine gelen bir sertlik ve bazen de ağrıdan yakınırlar. Fizik incelemede sert ancak düzgün yüzeyli, çoğu kez hareket etmeyen ya da kısmi hareketli ve üzerine bastırıldığında içinde sıvı olduğunu gösterebilen ve tıbbi adıyla flukteasyon adı verilen bir bulgu saptanır.
En yararlı tanı aracı ultrason incelemesidir ve bu görüntüleme yönteminde 3mm çapa kadar olan kistler rahatlıkla görülebilir. Ultrasonda genellikle yuvarlak ya da oval şekilli ince bir duvara (kistin zarı) sahip ve içinde sıvı olduğunu belirleyen bir görüntü ile karşılaşılır. Bu türdeki kistler basit kist olarak adlandırılır (Resim 1). Öte yandan bazı kistler septasyon adı verilen ince duvarlarla bölünmüş odacıklar halinde görülebildiği gibi kistin bir bölümünde katı alanların varlığı da dikkati çekebilir. Ayrıca kist içeriğinde küçük parçacıkların var olduğu da saptanabilir. Bu tür kistlere karmaşık (komplike) kist adı verilmektedir (Resim 2).
Kistlerde kanser riski var mıdır?
Basit kistlerde kanser riski hemen hemen yoktur. Ancak kistin duvarı kalınsa dikkat edilmelidir. Diğer yandan karmaşık kistlerdeki duvar kalınlaşması, kisti odacıklara ayıran duvarlarda kalınlaşma ya da kist içinde katı alanların varlığında kanser riski artar ve biyopsi yapılarak kanser olmadığı gösterilmelidir.
Tedavi
Ağrıya neden olan ya da aşırı büyümüş basit kistler (örneğin 3-4 cm den büyük) ile yukarıda risk faktörü taşımayan karışık kist iğne ile boşaltılır. Kist içeriği berrak, sarımsı veya yeşilimsi ise incelenmesine gerek yoktur. Ancak kahverenkli-kanlı olanlar ile içinde küçük parçacıklar bulunan sıvı patolojik incelemeye gönderilmelidir. İnceleme sonucunda şüpheli hücre bulunmayan, kisti tamamen kaybolan ve ağrı yakınması düzelen hastalar 6 ay sonra kontrole çağrılır. Boşaltılmasına karşın kisti tam kaybolmayan ya da duvarı kalın olan kistlerle yukarıda özellikleri tanımlanan karmaşık kistlere iğne biyopsisi yapılabileceği gibi cerrahi işlemde çıkarılmaları gündeme gelmelidir.

FİBROADENOM

Adenofibrom adı verilen bu hastalık memenin iyi huylu tümörleri içinde en yaygın görülenidir. 30 yaşın altındaki kadınlarda daha sık görülür.  Çoğu zaman tek bir sertlik halinde görülmelerinde karşın özellikle ultrasonda birden fazla oldukları ve yaklaşık %10 oranında her iki memede de bulabildikleri bilinmektedir.
Genellikle hastalar memesinde sert, bazen lastik kıvamında ve hareketli bir oluşum tanımlarlar.
Tanı
Fizik incelmede memede sert-lastik kıvamında, sınırları keskin ve belirgin, çoğu kez hareket edebilen bazen yuvarlak, çoğu zaman oval şekilli sertlikler olarak saptanır. Büyüklükleri birkaç milimetreden bir kaç santimetreye kadar değişiklik gösterir ve 5 cm den büyük fibroadenomlar dev fibroadenom olatrak adlandırılır. Bunlar ve daha büyük çapta olanlar memenin filloides adı verilen bir tümörü ile karıştırılabileceğinden dikkatli olunmalıdır.
Ultrasonda çoğu kez oval iyi sınırlı, iç yapısı düzgün katı doku görünümü verir.
Fibroadenomlarda kanser riski var mıdır?
Genellikle kanser riski önemsenmeyecek derecede azdır. İzlem sırasında büyüyen ve özellikleri değişen fibroademlarla, ilk tanıda birden fazla fibroadenom (bir memede 3-5 den fazla) saptanan olgular dikkatle araştırılmalıdır.
Tedavi
Küçük (1cm’den), düzgün ultrason görüntüsüne sahip olan fibroadenomlar izlenebilir (Resim 1). Aksi halde iğne biyopsisi ya da fibroadenomun çıkarılması gerekebilir. Genellikle izlem sırasında sürekli büyüme gösterenler,  2-3cm’den büyük olanlar, kenarı düzensiz olanlar ve ultrasonda fazla kanlanma gösterenlerin cerrahi yolla çıkarılması daha çok kabul görmektedir. Küçük çaplı (2cm den küçük) lezyonlar ise BLES adı verilen bir yöntemle çıkarılabilmektedir.
Özellikle menapoza yakın yada menapozdaki kadınlarda kansere ait özellikler saptanmamışsa menapozda fibroadenomun küçülebileceği ya da kaybolabileceği göz önünde bulundurulmalı buna göre karar verilmelidir.
Son zamanlarda gerek fizik inceleme, gerek, ultrason gerekse iğne biyopsisi sonucu kanser içermediğinden emin olunan küçük çaplı fibroadenomlarda dondurma yöntemi ile tedavi (Cryoablation) bazı merkezlerde kullanılmaya başlamıştır.

MEME BAŞI AKINTISI

Memedeki süt bezlerinin süt olmayan salgısının meme başından gelmesine meme başı akıntısı adı verilir. Meme başı akıntıları kendiliğinden ya da memeye bastırmak veya sıkmakla ortaya çıkabilir ve memeden süt gelmesi ile karıştırılmamalıdır.

Memeden süt gelmesi ise iki durumda ortaya çıkabilir. Bunlardan birincisi gebelikten sonra meme başından normal süt gelmesidir ve Laktasyon adını alır, ikincisi ise doğumla ilgisiz durumlarda süt gelmesidir. Doğumla ilgisiz süt gelmesi; yenidoğanlarda (cadı sütü), ergenlikten önce, doğurganlık çağında ya da menapozdan sonra ortaya çıkabilen bir durumdur ve tıpta galaktore olarak adlandırılır. Bu durum kendiliğinden, tek memede ve sürekli olarak ortaya çıkıyorsa araştırılması gerekebilir. Bundan iyi huylu meme hastalıkları, alınan bazı ilaçlar, tiroidin az çalışması (hipotiroidi), prolaktin adı verilen hormonun fazla salgılanması sorumlu olabilir ve kanser riski oldukça düşüktür.

Gerçek meme başı akıntılarında önemli olanı ve üstünde durulması gereken durum akıntının kendiliğinden gelmesidir (spontan akıntı).

Kendiliğinden olan meme başı akıntıları eğer tek taraflı, tek bir kanaldan, zaman zaman ancak sürekli, kanla karışık ve memede bir sertlik ile beraberse önem kazanır ve araştırılmalıdır. Sadece sürekli akıntı olması (kanla karışık ya da değil) kanser riski çok fazla değilken (yaklaşık % 3-4) bu akıntılarla beraber memede ele gelen bir sertliğin olması durumunda kanser riski artmaktadır.

Her iki meme başından da akıntı olması ve birkaç kanaldan birden akıntı saptanması çoğu kez iyi huylu hastalıklar sonucunda görülür. Bazı olgularda beyindeki özel bir bölgeden (hipofiz) fazla salgılanan prolaktin adlı hormona bağlı da iki taraflı meme başı akıntısı olabilir. Bu durumda bazen beyinin tomografi veya MR ile incelenmesi gerekebilir.

Sadece akıntı olan ve incelemelerde memesinde kitle bulunamayan hastalarda akıntının çeşitli yöntemlerle incelenmesi, süt kanallarının filminin çekilmesi (duktografi) veya ışıklı aletlerle gözlenmesi (duktoskopi) yararlı olabilir. Ancak en önemli tanı şekli meme başının altındaki kanallara yönelik meme biyopsisi yapılmasıdır. Bu amaçla meme başı altındaki akıntı geldiği saptanan kanalların biri ya da birkaçı ya da kanalların tamamı çıkarılarak incelenmek üzere patolojiye gönderilir.

SÜT KANALI GENİŞLEMESİ

Daha önce de değinildiği gibi memedeki ana süt kanalları meme başına açılmaktadır ve her bir meme başında yaklaşık 5-9 arasında değişen ağız bulunur. Bu kanalların genişlemesi tıp dilinde duktal ektazi olarak adlandırılır ve nedeni çoğu kez bu kanalların etrafında oluşan reaksiyona bağlıdır. Bazen meme başının etrafındaki koyu alanda (areola) ele gelen sertlik şeklinde, bazen de meme başından sıkmakla veya kendiliğinden olan akıntı şeklinde, çoğu zaman da ultrasonda tesadüfen saptanır. Yine ultrasonda genişlemiş kanalların içinde sıvı birikimi, bazen tortu şeklinde oluşumlar görülebilir. Bazı kadınlarda süt kanalı genişlemesi ve kısalması sonucunda meme başının içeri dönmesi söz konusu olabilir.

Genel olarak areola altındaki kanal genişlemeleri iyi huylu değişimler olarak kabul edildir. Buna karşın areola dışında saptanan, duvarı kalın ve/veya düzensiz olan, içinde papilom adı verilen çıkıntılar ve/veya küçük kireçlenme odakları içeren ve/veya kendiliğinden meme başı akıntısı yakınmasına neden olan kanal genişlemeleri incelenmelidir. Bu amaçla çeşitli görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabileceği gibi duktografi ve duktoskopiye de başvurulabilir.

Bu yöntemelere karşın iyi huylu olmadığı konusunda şüphe duyulan olgularda biyopsi ile tanı konabilir.

MEME İLTİHAPLARI

Lacivert renkli ve altı çizili kelimeler tıklandığında o konu ile ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

Emziren annelerde meme iltihabı

Emzirmeyen kadınlarda meme iltihabı

EMZİREN ANNELERDE MEME İLTİHABI

Özellikle ilk kez emziren annelerin ortalama %10'unda memede sıklıkla stafilokok adı verilen mikropların neden olduğu meme iltihapları (Mastit; Meme infeksiyonu) ortaya çıkabilmektedir. Gerekli tedavi yapılmadığında bu iltihapların içinde irin birikerek apse adı verilen duruma dönüşürler. Neden genellikle meme başından emme sırasında ya da meme başındaki küçük çatlaklardan mikrobun içeri girerek süt kanallarında çoğalmasıdır.

İlk başlangıçta memede ağrı şişme ve deride kızarıklık vardır. Tedavi edilmediğinde bu bulgular devam ederken şişlik olan kesimde hafif yumuşama başlar ve bu durum içeride irin birikmesinin, diğer bir deyişle apse oluşumunun göstergesidir. Bazen meme başından irin benzeri akıntıda gelebilir. Bazı durumlarda iltihap ile apse ayrımı yapılamaz, bu durumda apse olup olmadığının belirlenmesi için ultrason yapılmasına gerek vardır. Çünkü iltihap ile apsenin tedavisi farklıdır.

Bu hastalarda apse olmadığı belirlenmişse, neden olduğu düşünülen mikroba uygun antibiyotik başlanır, meme başı temizliği sağlanır ve memeye ılık ya da soğuk kompresler uygulanır. Apse gelişen hastalarda ise ek olarak iğne ile apsenin boşaltılması ve mikrobun türünü belirlemek için örnek alınması gerekir. Bazende boşaltma işleminden hemen sonra apse boşluğuna ince bir boru yerleştirilerek (drenaj kateteri) apse boşluğunun yıkanması ve bu boru aracılığıyla irinin dışarı akması sağlanır. Bu yöntemle apsenin kontrol altına alınamadığı ya da birbirinden farklı cepler şeklinde oluşmuş apse varlığında cerrahi yolla apse boşaltılmalıdır.

En önemli sorun bu hastaların emzirmeye devam edip edemiyeceğidir. Genel olarak henüz apseleşmemiş iltihaplı hastalarda ve cerrahi yola başvurulmasına gerek kalmayan apseli hastalarda emzirmeye devam edilebilir. Eğer bebek herhangi bir nedenle ememiyorsa memenin özel cihazlarla sağıimasında yarar vardır. Bu şekilde hem sütün içeride birikmesi önlenir hem de süt kesilmez. Verilen antibiyotik bebekte yan etkilere neden olabilecekse, apse cerrahi yolla boşaltılmışsa veya özellikle meme başından irin geliyorsa emzirme sonlandırılmalıdır.

Emziren annelerde görülebilen meme iltihabının bir diğer nedeni bebeğin ağzında gelişebilen mantarların (Fungus) emzirme sırasında anne memesine geçmesidir. Tanı ve tedavi diğer mikrobik iltihabi durumla benzerlik gösterir. Müzminleşerek aynı bölgede tekrarlayan apselerin yada akıntıların olması memenin o bölgesinin çıkarılmasını gerektirebilir.

EMZİRMEYEN KADINLARDA MEME İLTİHABI

Tütün kullanan kadınlarda 15 kat fazla görülebilen bu durumun başlatıcı nedeni; süt kanallarının etrafında reaksiyon gelişmesi, kanalların bir şekilde tıkaçlarla tıkanıp içinin sıvı ile dolarak şişmesi ve sonuçta bu kesimde mikropların çoğalmasıdır. Meme piecing'i yaptıran kadınlarda görülme olasılığının fazla olduğu belirtilmektedir. Ayrıca şeker hastalığı ve romatizmal hastalık gibi müzmin hastalığı olanlarda daha sık olarak görülmektedir.

Hastanın yakınmaları emziren kadınlarda görülen meme iltibaı ile benzerlik gösterir.

İtihap yeri meme başının etrafındaki koyu renkli alan altındaysa (areola altı) apseleşme ve tekrarlama oranı fazladır ve tekrarlaması sonucunda müzmin deri akıntıları ortaya çıkabilir. Dolayısıyla bu hastalarda erken tedavi başlanması bir çok mikroba etkili olabilecek uzun süreli antibiyotik verilmesi önemlidir. Ayrıca memeye ılık kompres yapılması, ağrı kesici kullanılması yararlıdır. Apse gelişen olgularda apsenin iğne ya da günümüzde daha az başvurulan cerrahi yöntemle boşaltılması gereklidir.

Özellikle 35-40 yaşından sonra bu şekilde iltihap gelişen olgularda kanser hastalığı olasılığını dışlamak için görüntüleme yöntemlerine başvurulması süpheli durumlarda ise uygun yöntemlerle biyopsi yapılması gerekebilir.

ERKEKTE MEME BÜYÜMESİ (JİNEKOMASTİ)

Erkekler de zaman zaman meme büyümesi nedeniyle hekime başvurabilmektedir ve bu durum tıp dilinde jinekomasti olarak adlandırılır. Bir ya da her iki memede ortaya çıkabilen bu durumun meme büyümesi olduğunu söyleyebilmek için özellikle ultrasonda ve şişman olmayan bireylerde büyüyen meme dokusunun en az 2 cm olması gerekir. Çünkü, özellikle obes bireylerde göğüs ciltaltı yağ dokusunun artmış olması meme büyümesi gibi algılanabilmektedir.

Nedenleri çok çeşitli olmakla beraber çoğu yaşamın 3 ayrı devresinde (yenidoğan, ergenlik ve yaşlılık) ortaya çıkar. Bu devrelerde genellikle vücuttaki bazı hormon düzeyleri değiştiğinden, oluşan meme büyümesine tıpta fizyolojik jinekomasti adı verilir. Yenidoğanda, anneden gelen kadınlık hormonu (östrojen) fazlalığına, ergenlikte östrojenin erkeklik hormonundan (testesteron) göreli yüksek olmasına, yaşlılarda ise testesteronun azalmasına bağlıdır. Yenidoğanlarda doğumdan 3-4 hafta sonra, ergenlik çağındakilerde (12-15 yaş arası) 6 veya daha uzun sürede düzelebilirken yaşlılarda (50-80yaş arası) yağ dokusununda artmasına bağlı olarak meme sarkık bir hal alabilir ve öyle kalabilir. Genellikle yenidoğan ve yaşlılıkta her iki memede de büyüme söz konusu iken, ergenlikte daha ziyade tek taraflı meme büyümesi görülür.

Diğer ender görülen nedenler arasında kullanılan bazı ilaçlar, uyuşturucu ve alkol kullanımı, iç salgı bezlerinin bazı hastalıkları (örneğin tiroidin fazla çalışması), inmemiş testis, testis iltihabı, siroz gibi karaciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği, kötü beslenme (starvasyon) ve bazı kanserler sayılabilir. Ayrıca bazı şampuanlarda, sabunlarda ve vücut losyonlarında bulunan bitki yağlarının da bu duruma neden olabileceği ileri sürülmektedir. Bazen hiç bir neden bulunamayabilir.

En sık yakınma memede büyüme, dolgunluk ve bazen ağrıdır. Ender olarak meme başı akıntısı da olabilir.

Erkeklerde meme büyümesi meme kanserinin öncüsü değildir, ancak kromozomal hastalığı (XXY kromozom bozukluğu) olan bireylerde meme büyümesi ile beraber meme kanseri görülme riski fazladır. Özellikle yaşlılarda saptanan meme büyümesi içinde sert alan veya alanların olması, bu bölgelerin düzgün şekilde ele gelmemesi ve her iki meme arasında büyüklük farkı gibi durumlarda mamografi ve ultrasonografi yapılmalı, gerekirse diğer tanı yöntemlerine de başvurulmalıdır.

Yukarıda sayılan durumlar dışında saptanan meme büyümelerinde gerekli araştırmalar yapıldıktan nedeni bulunan hastalarda nedenin ortadan kaldırılması ve tedavisi ile durum düzelebilir. Sorunu devam eden veya kozmetik açıdan rahatsızlık duyan hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelir.

Genellikle areola kenarına yapılan yarım ay şeklindeki kesi ile tüm meme dokusu çıkarılır. Özellikle cilaltı yağ dokusu fazla olan bireylerde düzeltici yağ çekme işlemi (liposuction) de bu işleme eklenebilir.

MEME BAŞININ İÇE DÖNMESİ VEYA ÇEKİLMESİ

Tıbbi adıyla meme başı inversiyonu (nipple inversion) olarak adlandırılan meme başının içeri dönmesi ile tıbbi ismi meme başı retraksiyonu (nipple retraction) olarak bilinen meme başı çekintisi çoğu kez aynı anlamda kullanılmasına karşın aslında biribirinden farklı iki durumdur.

Meme başın içeri dönmesi doğuştan olabileceği gibi, gebelik ve emzirme sırasında ya da çok hızlı ve fazla kilo kayıplarından sonra memede hastalık olmaksızın ortaya çıkabilir. Daha ender olarak çeşitli nedenlerden dolayı süt kanallarında genişleme ve/veya kısalma, geçirilmiş meme iltaplarına bağlı da gelişebilir. Fizik incelemede meme başı bir yarık içine kısmen ya da tam saklanmış gibi görünür ve çoğu durumlarda yarığın iki kenaridaki areolar deri yanlara dogru çekilir ve parmakla bastırılırsa meme başı dışarı doğru çıkar.

Meme başı çekintisi adı verilen durum ise yaşlanma, süt kanalı genişlemesi veya meme kanserlerine bağlı ortaya çıkabilir. Eğer çekintiye neden olan kanal ya da kanallar areoladan göreli olarak uzaktaysa meme başı hafifçe düzleşerek o tarafa doğru çekilirken, areola altındaki kanalların tamamının tutulması durumunda ise tüm kanallar kısalacağından meme başı genelde düzleşerek etrafındaki areola düzeyinin gerisine doğru çekilir ve kuvvet uygulandığında çoğu kez geri gelmez. Dolayısıyla özellikle tek tarflı meme başı çekintileri daha önemlidir ve daha dikkatli araştırılması gerekir.

Her iki durumda da hastalar genellikle kötü kozmetik görünümden yakınırken alttaki nedene bağlı olarak meme başında sızı, bazen akıntı ve koku da tanımlayabilir ve memede bir sertlik hissettiklerini söyleyebilirler.

Meme başı çekintisinin nedeni kanser değilse düzeltici ameliyatlarla meme başı dışarı dogru çevrilerek bazı yakınmaların önüne geçilebilir ve daha iyi bir kozmetik görünüm sağlanabilir. Bu girişim meme başının içe dönük olduğu hastalarda daha iyi sonuç verir.